°o.O°o.O`·.¸¸.·´´¯`··._.·ARZU`·.¸¸.·´´¯`··._.·O.o°O.o°

Tanım

kısadan hisse...


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* Spaces sayfam
* Evahappy forum

|

( ) Aktif Ziyaretçi

Arkadaşlarım

lmaster
ayris
haticane
memnunca
ozdothemaster
zekigarden
rockevanescence

Günlük Burç

Günlük Burç

AŞK İÇİN ÖLMELİ AŞK.

İşte aşkın fotoğrafı 

 Image Hosted by ImageShack.us

 

 

 

 

İtalya'nın kuzeyindeki Mantua kasabasında yapılan arkeolojik kazılarda üzerinden 5 bin yıldan fazla zaman geçen ama görenleri bugün bile şaşkına çeviren bir aşkın kalıntıları bulundu. Bir kadın ve erkeğin birbirine sarılmış kemikleri arkeoloji ekibini bile şaşırttı. Kalıntıların bulunduğu kasabanın Romeo ve Juliet'in aşkına konukluk etmiş olması olayın esrarını daha da artırdı.

İskeletlerin bulunduğu bölgenin Cilalı Taş Devri'ne ait bir bölge olduğu sanılıyor. Uzmanlar şimdi buldukları bu kemiklerin gerçek yaşlarını tespit etmeye çalışıyor. Arkeologlar ilk aşamada erkeğin herhangi bir nedenle öldüğünü, kadının ise onun yanına uzanarak intihar ettiği tahmininde bulundu. Ancak esrarı laboratuvar çalışmaları çözecek.

Valdaro Nehri yakınlarında yapılan kazının lideri Elena Menotti, daha önce böyle bir şeyin bulunmadığını söyleyerek "Bu eşsiz bir görüntü" dedi. Menotti, daha önce buna benzer buluş yapıldığını ancak kemiklerin bir anne ile çocuğuna ait olduğunu vurguladı.

Daha önce birçok kazıda çalıştığını söyleyen Menotti, "Bu işi 25 yıldır yapıyorum, Pompei de dahil bir çok ünlü kazı alanında çalıştım. Ancak daha önce hiçbir şey beni bu kadar heyecanlandırmamıştı. Bu bulduğum en özel şey" dedi.

ROMEO VE JULIET'E Mİ AİT

5 bin yıl önce Mantua bataklık bir bölgeydi ve bir çok nehrin kesişme noktasında yer alıyordu. Avcılık ve balıkçılıkla hayatını devam ettiren halkın yaşadığı bu bölgenin bir diğer özelliği ise Romeo ve Juliet'in hikayesine de evsahipliği yapması.

Kitapta, Romeo düşmanı Tybalt Capulet'i öldürmek üzere Mantua'ya gittiğinde Juliet'e aşık olmuştu. Kasabanın tarihin en büyük aşklarından birine ev sahipliği yaptığı düşünüldüğünde  binlerce yıllık bu iskeletlerin Romeo ve Juliet'e ait olduğu iddia ediliyor.

William Shakespeare'in eserlerini yaşanmış halk hikaylerine dayandırdığı düşünüldüğünde iddianın gerçeklik olasılığı da artıyor.

 


Tarih: 21:18, 8/2/2007
Ne yazılmıs bakalım (yok) | E hadı sende bı seyler yaz | Bağlantı

KADER KATSAYINIZ.

Kader Katsayısı Nedir?

Bu sayi var olusunuzun gerisindeki amac ve ozellikleri belirliyor.Icinizde sakli olan ozellikler, dusunce biciminiz,kisiliginiz ve yasamdaki amaciniz gizli bu sayi da dogumdan olume kadar bu sayinin isiginda yolunuzu cizeceksiniz.

 Kader Sayınızı Nasıl Bulacaksınız ?


Yasam carkinizin kader sayisini bulmak icin dogdugunuz ayin degeriyle dogum gunu ve yilinin sayilarini yan yana toplamaniz gerekiyor.

 
Aylarin sayi degerleri:

Ocak..................................1

Subat..................................2

Mart...................................3

Nisan..................................4

Mayis.................................5

Haziran...............................6

Temmuz..............................7

Ağustos...............................8

Eylul....................................9

Ekim....................................1

Kasim..................................2

Aralik..................................3


Sira kader sayinizi bulmaya geldi.

Tablodan dogdugunuzun ayin degerini bulup gun ve yil ile birlikte toplayin.

Ornegin; 3 Nisan 1964 'te dogmussaniz 3+4+1964=1971

1+9+7+1=18 1+8=9

Kader sayiniz 9


 Kader Sayısı 1

"ÖNCÜ" Öncü, lider, yol gosterici ve planlayicisiniz. Gercekten guclu bir kisiliginiz var. Yeriniz kaptan kosku. Baskalarina boyun egmek sizin icin yabanci bir kavram. Son derece yaratici ve yeteneklisiniz.Dusuncelerinizi bir an evvel yasama gecirmek, gerceklestirmek icin gerekli olan mucadeleci ruhu sizde mevcut. Yukselme hirsi ise yasaminizin temelini olusturuyor. Arzu ettiginiz basariya ulasmak icin yilmadan calisiyorsunuz.Yoneticilik yeteneginiz oldugu icin Olaylara hemen hakimolabiliyorsunuz.Yasamin her alaninda bu yeteneginiz gecerli.
Kararlilik, guc ve irade hirsinizin Araclari. Ve siz bu araclari Buyuk bir beceri ile kullaniyorsunuz. Zaman zaman bu Niteliklerin olumsuz yonlerini sergilediginiz oluyor. Boyle durumlarda son derece saldirgan olabiliyorsunuz. Oysa istediginizi elde etmenin yolu iliskilerinizde inceligi elden birakmadan halletmek.Bazen elestiren ve emreden oluyorsunuz ama size elestiri yapildiginda kahroluyorsunuz.Aslinda son derece hassas bir kalbiniz var.Bu durumda kalbinizin sesini dinleyin.Kisa zamanda hem liderliginizi hemde dostlarinizi yeniden kazanirsiniz.


Kader Sayısı 2

"YARDIMCI" Sizi baskalarindan ayiran iki yonunuz var. Taktik ve insan iliskilerinde gosterdiginiz ustalik ve beceri ile ustesinden gelemeyeceginiz hic bir sey yok.Yasaminizdaki anahtar kelime isbirligi. Uyumsuzluk ve tartismali konular sisteminizi hemen etkiliyor. Bu yuzden basiniza boyle bir sey geldiginde butun gucunuzle durumu duzeltmeye calisiyorsunuz. Zarif bir insansiniz bunun yani sira baskalarini da cok dusunuyorsunuz kirmamaya calisiyorsunuz. Bu yuzden cevrenizden dostlariniz hic eksik olmuyor. Kader Carkinin diger sayilarindan daha mucadeleci bir ruha sahipsiniz ( 9'dan sonra ). Ancak yasamin guzel zevklerinden hic mahrum kalmiyorsunuz. 2 rakami toparlayiciligin sayisidir. Ruhunuzun birlestirici yonunu alevlendiriyor. Mutluluguzun temel kosulu ise uyum yaptiginiz hersey de sanki bir sihir var.Cunku bir kavrami ele alip onun icini doldurmakta ustunuze yok.
Baskalarinin yardima ihtiyaci oldugunda ortaya cikiyorsunuz ama gerektiginde hic kimsenin yardimi olmadan isinizi kendi basiniza halledebiliyorsunuz.


Kader Sayısı 3

"SECICI" Orgutlenme yetenegi ve yoneticilik sizde toplaniyor. Becerikli bir insansiniz bu ozelliginiz sayesinde basari ve mutluluk dolu bir yasam sizi bekliyor Insanin dogasini ve zaaflarini iyi bildiginiz icin insanligi duzeltmek amacina yonelik meslekler seciyorsunuz. Aslinda cok bagislayici ve halden anlayici bir insansiniz. Otorite en onemli silahiniz. Yonetici olarak girdiginiz her yerde bu silahi kullaniyorsunuz. Ne kadar buyuk bir toplulukla calisirsaniz basariniz ve kazancinizda o derece buyuk olacaktir. Endustri, sirket ve orgutlerde yonetici yeteneklerinizi en iyi sekilde kullanabilirsiniz. Cok cesur bir insansiniz. Amaclariniz ve yapmaniz gerekenleri cok iyi biliyorsunuz. Amaciniz herkesin hareket ozgurlugunden faydalanmasini saglamak. Ama bu da size gore belli bir disiplin icinde olmali. Kendi ozgurlugunuz icin baskalarini incitmekten hoslanmiyorsunuz. Dogal olarak baskalarinin da bunu size yapmasina izin vermiyorsunuz.


 
Kader Sayısı 4

"DUVARCI" Yasam carkinizin sayisi kareyi simgeliyor. Bu adalet ve esitlik demektir.Siz ise bu karenin tam ortasinda dort tarafiniz cevrili oldugu icin kipirdayamiyorsunuz. Biraz da hareket ve renk lazim degil mi hayatinizda?
Sadece yukariya dogru gelisebiliyorsunuz. Kare yasamin tum pratik yonlerini temsil ediyor. Ama olaylara degisik acilardan bakmayi basaramiyorsunuz.

Yasam carkina gelecekte olacak iyi seylerin temeli diye de bakabilirsiniz.

Sabirli ve sebatli birisiniz calismaya her an hazirsiniz. Aynen bir duvar

ustasi gibi araclariniz mantik ve yontemdir. Sizin icin belirli kaliplar var,

onlarin disina cikmayi ise hic akliniza getirmiyorsunuz. Sadik ve guvenilir

bir kisisiniz. Ancak muhafazakarlik sizi kisitliyor.
Ayrintilar ise sizin bazi cabalarinizin sonuclanmasini engelliyor. Kendi fikirlerinizi baskalarina zorla kabul ettirmeye calismazsaniz ilerlemeniz daha kolay olacaktir. Bir sanatcinin yada mimarin size kavram olarak sundugu bicimi tum ayrintilari ile gozunuzde canlandirabilirsiniz. Bundan sonra da kendi pratik yaklasiminizla projeyi kagida dokebilirsiniz. Kimse sizin icin gorev ve sorumluluklardan kaciyor diyemez cunku nerede guvene ihtiyac varsa orada sizi buluyorlar.


 KaderSayısı 5

 "YAZICI" Dogustan Merkur ozellikleriniz var. Enerji canlisiniz. Ince bir

zekanizin yani sira iyimser bir kisiliginiz var. Yasam sizin icin cesaret gerektiren bir macera. Eglenmesini dahasi yasamasini cok iyi biliyorsunuz. Yasamin degiskenligi sizin degisik ve cesitlilige olan duskunlugunuzle tam bir uyum icinde oldugundan yasama rahatlikla ayak uydurabilirsiniz. Dunyanin merkezi olmaktan hoslaniyorsunuz. Ama olmadiginizi bir turlu kabul etmek istemiyorsunuz. Ozgurlugunuze cok duskunsunuz. Ve hic bir seyin sizi ozgurlugunuzden alikoymasina izin vermiyorsunuz. Sozcukleri kullanmada cok basarilisiniz. Bundan dolayi konusmaya dayali mesleklerde cok basarili olursunuz. Eglence ve yazin dunyasinda bir yildiz gibi parlayabilirsiniz.Ancak ustun konusma yeteneginiz bazen sorunlarada yol acabilir. Bilmediginiz konulara dalarak mahcup olabilirsiniz. Degisken bir karakteriniz var. Bu kotu bir ozellik degil. Kimileri icin bir zevk de denilebilir. Size gore akilli insan zamana ayak uydurmak zorundadir.
Ihtiyaclarinizin neler oldugunu biliyor ve bu ugurda yapmaniz gerekenlerden kacmiyorsunuz. Sizin icin mutluluga giden yol buradan geciyor. Her ne pahasina olursa olsun almak. Mutluluk kendinizi ifade etmek ve basariya ulasmaktir.


Kader Sayısı 6

"OGRETMEN" Sizin dunyanizin yoneticisi asktir. Aslinda kime asik oldugunuzun cok da onemi yoktur. Ve evrendeki goreviniz bu Felsefiyi ogretmektir. Amaciniz ise baskalarina yardim etmektir. Aska ve ilgiye olan asiri ihtiyacinizin arkasinda kendinize olan guvensizliginiz yatar. Ailede gerceklestirdiginiz huzuru, cevrenize sonrada tum dunyaya yaymak amaclarin en onemlisi. Kabaliga, bayaliga asla tahammul edemiyorsunuz. Ikili iliskiler tercihiniz. Kalabalikta kendinizi savunmasiz hissediyorsunuz. Muzikten, guzel sanatlardan anliyorsunuz. Yasamin guzelliklerine olan sevginizi bu alanlarda uzmanlasarak dile getiriyorsunuz. Kendinizden cok baskalarini dusunme ozelliginiz, sizi genclerin danismani, yaslilarin sirdasi ve dunyanin ogretmeni yapiyor. Cok ender elestiriyorsunuz. Aslinda sizi rahatsiz eden cok az sey var. Yaninizda sevgiliniz olsun yeter. Gorevlerinizin size yukledigi sorumluluk aslinda gorundugunden de agir. Ancak bu agir gorevlerin onemini gayet iyi biliyorsunuz. Yasamdaki gorevlerinizi yerine getirerek buyuk mutluluga ulasabilirsiniz.


 

 
Kader Sayısı 7

"MiSTiK" Gozlemci bir yapiya sahipsiniz herseyin ardindaki nedeni aramaniz en buyuk ozelliginiz. Yuzeysel hic bir sey sizi tatmin etmiyor. Tersine merakinizi korukluyor. Mistik konulari, yeni ve eski ilim alanlari ilginizi fazla cekiyor. Tipki bir doktor gibisiniz. Sorunlu insanlar aradiklari huzuru sizde buluyor. Sizin elinizde adeta sihirli bir guc var. Mesafeli tavriniz sizi diger insanlardan ayiriyor. Ancak yasamin derinliklerine inenler sizi anlayabilir,suskun donemlerinize bir anlam verebilir. Nitekim zaman zaman boyle manasizca icinize kapandiginiz oluyor. Insanlar ilk tanisdiklarinda sizden cekiniyor. Dogustan itibarlisiniz adeta. Yeriniz ne olursa olsun daima ilgi uyandiriyorsunuz. Felsefi ve kulturel konulara ilginiz buyuk. Ancak tam olarak cozebilmiz degilsiniz. Muzik yazmak, kesifler yapmak yaraticiliginizi kullanabileceginiz alanlardan. Sizin icin sanatcilarin eserlerinden yararlanmadan yasamak yasamak degil. Bazen yasam sizin icin bir dus kirikligi olsada daha ogreneceginiz cok sey var. Genelde karamsar ve suskun bir yapiya sahipsiniz.Yalniz da yasamayi basarabilecek nadir kisilerdensiniz. Hayat konusunda bazen umutsuzluga dustugunuz de oluyor. Ancak felsefi bakis aciniz yasamin nereden kaynakladigini ortaya cikaracak kudrette.


 
Kader Sayısı 8

"SANATCI" Herseyi net olarak ifade etme yetenegine hatta herseyi net olarak hissetme yetenegine sahip olmasanizda, zekanin yasaminizda buyuk bir onemi var. Cok cesitli konulardan zevk aliyorsunuz. Zamaninizi buyuk kismini da hayallere ayiriyorsunuz. Fakat yasamin salt eglence olmadiginin farkindasiniz. Cok yonlu olmak en buyuk ozelliginiz. Cok ve cesitli yetenekleriniz var. Cabuk kavramak da bunlardan biri. Fakat insanlar hakkinda kolay yanilgiya dusuyor, gercek yuzlerini cok gec farkedebiliyorsunuz. Bilgiye aninda ulasmanin yollarini biliyorsunuz. Ancak bilime yeteneginiz ve duskunlugunuz fazla degil. Cunku zamaninizin cogunu gercek bir bilim adami gibi bilime adamak yerine daha sanatsal ve sportif faaliyetlerden hoslaniyorsunuz. Hossohbet ve eglencelisiniz. Bu ozellikleriniz de kolay arkadas edinmenizi sagliyor. Pek cok insan sizi seviyor ama sizi gercekten anlayan cok az insan oluyor. Bunun sebebi karmakarisik ruhunuzun derinliklerine inebilmeyi cok az kisinin basarabilmesi. Ugrastiginiz size zevk veren konulardan cabuk bikiyorsunuz. Olaylari genelde oldugu gibi kabulleniyorsunuz.Yani fazla dert edinmiyorsunuz.
Zaten mucadele etmekten de hoslanmiyor cabuk pes ediyorsunuz. Kivrak zekaya sahip oldugunuzdan baskalarini acimasizca elestirmek ten kacinmiyorsunuz. Sozcukleri kullanmadaki yeteneginiz iyi bir elestirmen, yazar, konusmaci, ya da sunucu olmanizi saglayabilir. Sevgisiz yasamayan bir insansiniz. bu yuzden sizi seven ve anlayan biriyle birlikte olmadikca mutlu olmaniz mumkun degil.


 
Kader Sayısı 9

"METAFIZIKCI" Yasaminiz, perdenin gerisindeki esrari, ruhun ve gizli ilmin ardindaki anlami cozmekle geciyor. Yasaminizin amaci gercegi yalnizca gercegi ogrenmek Bu konuda cok basarili oldugunuz da bir gercek. İnsanlari tanimak icin genellikle 5 dk. gozlemlemeniz yeterli. Hayati seviyor fakat cok az kisiyi sevmeye deger buluyorsunuz. Hayatinizin her alaninda comert ve kusursuz olmak istiyorsunuz. Karsinizdakilerin de en az sizin kadar kusursuz ve guvenilir olmasini bekliyor, bu yuzden zaman zaman cok aci cekiyorsunuz. Cok guclusunuz fakat cabuk incinen altin bir kalbe sahibisiniz. Cok az insana gercek sizi tanima firsati veriyor, onlara da fazlaca deger veriyorsunuz. Psikolojik olaylari anlama yeteneginiz muazzam. Ancak sizin disinizda gelisen olaylar sizi ve ruh halinizi fazlasiyla etkiliyor.Bagimsizliginiza ve ozgurlugunuze duskunsunuz . Yine de sevgiyi herseyin ustunde tutuyorsunuz. Hayatiniz karisikliklari cozmek uzerine kurulu oldugu icin mucadele etmekten yorulmuyorsunuz. Hemen her seviyeden insanla anlasma yetenegine ve sonsuz sabra sahipsiniz. Insanlarin ihtiyaclarini onlar soylemeden anliyor ve yardimlarina kosuyorsunuz. Cok iyi bir dinleyici, gozlemci ve yol gostericisiniz bu yuzden iyi bir psikolog veya konusmaci olabilirsiniz.



Tarih: 20:58, 13/11/2006
Ne yazılmıs bakalım (yok) | E hadı sende bı seyler yaz | Bağlantı

GELİNCİK HİKAYESİ...

 

Bu günlerde insanların bu ön yargılarına takmış durumdayım.Neden başkaları hakkında düşünmeden tam tanımadan karar verilir.

Allahtan ben böyle değilim ve bu huyumu çok seviyorum.

Aşşağıdaki hikaye böyle düşünen insanlar için ibret olsun...

 

GELİNCİK HİKAYESİ
 

 Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan
hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak
bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir
an bile ayrılmaz.

   Her ne kadar evcil bir hayvan olmasada, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay
sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve
yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç
dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır.

    Gelincik ile bebek evde yanlız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer
ve anne eve gelir. Eve geldiğinde gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne
çıldırmışcasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada
içerideki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir  Ve odada
beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında parçalanmış olan yılanı
görür.

    Einsteinin bir sözü vardır:

"insanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan daha zor "

alıntıdır.



Tarih: 21:36, 9/11/2006
Ne yazılmıs bakalım (1) | E hadı sende bı seyler yaz | Bağlantı

Cesarettir sevmek

 

Cesarettir sevmek

Korkunun olduğu yerde aşk yoktur. Cesarettir sevmek.

Düzenlere, oyunlara, kötülüklere meydan okumaktır. Sevmek; uzaklaşmaktır yalandan, bencilliği hiçe saymaktır.

Bir başka açıdan da inanmaktır sevmek. Gerçekten inanmaktır, tümden inanmaktır.

İnsan sevince; sevdiğine bütün varlığı ile teslim olmamışsa, yeteri derecede sevmemiş demektir.

Ve ona kayıtsız şartsız inanmıyorsa, sevgiden bahsetmeye bile hakkı yoktur.

Kıskançlık inancımızın bütünlüğü ölçüsünde besler aşkı. Şüpheyse öldürür. Şüphenin olduğu yerde inancın yeri olmaz. Sevgiden bahsedilemez orada.

Kıskançlıksa; kutsal bir duadır, dudağında sevenlerin. Sevmek; var olmaktır bir bakıma, derinden bakılınca yokluğa benzer.

Sevmek bütünlenmektir. Çok seven eksildiğini zanneder, oysa artmaktadır sevmek, çoğalmaktır.

Çevrenin gözlerimizden silinmesi, önce bir eksilme hissi verir insana. Fakat o her şeyimizi varlığı ile doldurdukça arttığımızı anlarız.

O bir tek kazanç, bütün kayıplarımıza bedeldir. Bir an gelir; her şeyi onunla değerlendirmeye başlarız. O bugün mutluysa yaşamak güzeldir. Kabımıza sığmayız. Şarkılar söylemek gelir içimizden. O kederliyse, gözlerimizde herşey kederlidir artık. Bütün güzellikler bir bir yitirirler anlamlarını. O anlarda ölümü düşünürde, yine ölemeyiz kurtulamamak için.

Yanmaktır, tutuşmaktır sevmek ve yaşadıkça hiç sönmemektir.

Dinle, sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sonra anlayacaksın.

Dinle, sevmek alış veriş değildir. Geometri değildir, aritmetik değildir. En değerli şeydir belki, ama karşılığında hiçbir şey alınmaz. Karşılıksız bir çeke atılmış kuru bir imza değildir sevmek. İskambil kağıdı değildir, zar değildir, bir dilim değildir, hesap pusulası değildir sevmek. Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir, altınla değil.

Sevilmekse; sevmenin mükafatıdır ancak, karşılığı değil. Bir sevgiye eş bir başka sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür.

Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız, yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir, göz değildir, saç değildir. Sandalye değildir sevgi, yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir, içemezsiniz fakat herşeyden güzeldir sarhoşluğu.

Geçip karşısına seyredemezsiniz, manzara değildir, tablo değildir, heykel değildir.
Okuyamazsınız kitap değildir. Bilmece değildir, çözemezsiniz..

İsteseniz de içinizden atamazsınız.

Kan değildir, kesip damarınızı akıtamazsınız.

Siz ağladıkca o güçlenir içinizde.

Akmaz, gözyaşı değildir.

Kuş değildir uçmaz,

Çiçek değildir koklanmaz

Bitmez çile değildir.

Ne desen o değildir sevmek.


Tarih: 22:39, 2/11/2006
Ne yazılmıs bakalım (yok) | E hadı sende bı seyler yaz | Bağlantı

Dün gece yine yalnızdım.

Dün gece yine yalnızdım
Sokağa çıktım
Ve kendime bir çiçek aldım

Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda
Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm
Ama her gece gibi
Dün gece de yalnızdım
Ve kendime bir çiçek aldım

Bir saat geri alınmış saatler
Ben geri almadım
Ve bir saat daha yalnız kalmadım

                             Bir masaya oturdum
                             İki çay ısmarladım
                             Ben içtim
                             sen soğuttun
                             sana söyleyeceğim her şeyi yuttum
                             çok dert etmedim
                             çünkü yoktun
 
dün gece yine yalnızdım 
rahat ağladım
yokluğundan gizlemedim gözyaşlarımı
ve lambaları hiç karartmadım

dün gece
her gece gibi yalnızdım
sokağa çıktım
ve kendime bir çiçek aldım
sen sandım
Koklamadım.

                                                                                     Uğur Arslan


Tarih: 20:54, 29/10/2006
Ne yazılmıs bakalım (yok) | E hadı sende bı seyler yaz | Bağlantı

ÖGRENDİM...

 

 

İnsanları ne kadar düşünürsen düşün,

Onların seni o kadar düşünmediklerini öğrendim.

Her ne kadar Onu çok düşünsen ve istemesen de,

Yine de gidebileceğini öğrendim.

 Dilin karşındaki gözlere karşı söyleyemediği sözleri Parmakların kolaylıkla yazabildiğini öğrendim

    En fazla önemsediğim kişilerin,

Benden hep uzaklaştıklarını  öğrendim

Kalbin ne kadar kırılmış olursa olsun,

Dünyanın, senin acılarından dolayı

Durmayacağını öğrendim

Ve kalbimi asıl acıtanın

yine kendim olduğunu öğrendim...

 


Tarih: 22:54, 12/10/2006
Ne yazılmıs bakalım (yok) | E hadı sende bı seyler yaz | Bağlantı

"Bir Eflatun Aşk" - Behçet Aysan

"Bir Eflatun Aşk" - Behçet Aysan
 
 Ben Diye Ne Varsa Gördüğün, İşte O Senin Yokluğun... 

Tek kanatlı, solgun düşlerimi, yüzünde kanayan o kutsal ışıkla aydınlatan sonsuzluk meleğim….
Sana neyi anlatayım?
Ruhumu yaktıktan sonra, artık damarlarımda dolaşan sensizliğin etimi yakan acısını mı? O acıyı uyutsun diye sığındığım, ama sevgini orada da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüyalarımı mı? Odamın tavanındaki,yoksulluğumu ve kimsesizliğimi harç yapıp içine doldurduğum o derin, o sonsuz çatlakların altında, sen diye her gece koyununa girdiğim o zamansız ölümlerimi mi?…

Gözlerinden özgürlüğe akan mavi nehirlerde boğulduğum,canım sevgili, söyle… Sana neyi anlatayım? Şimdi burda değilsin… Ama beni duyuyorsun, biliyorum.
Kapat gözlerini benim için
ve dinle n'olur:
Bak, yoksun Bunun anlamını biliyor musun? Yokluğun, yüreğimdeki bu yıldızsız, bu dipsiz karanlık gece… Yokluğun, odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken,gözlerinde unuttuğum dalgın gözlerim…Yokluğun, gönül bahçenden kopartıp verdiğin için soldurmayıp,kuruttuğum ve tıpkı sevdam gibi sonsuzluğa mahkum ettiğim bu kırmızı güllerin…
Sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlar…
Her an gözümün önünde sakladığım mektupların…peçetelere yazdığın şiirlerin…
Hediyelerini sardığın paket kağıtların….Sen gidince, hala sen kokuyordur,diye üzerime giydiğim ve derin derin soluduğum giysilerin….
Yokluğun, elinin, kokunun, soluğunun değdiği herşeyi dünyanın en değerli hazinesi gibi saklayan, bu yarı deli, bu hayattan kopuk ruhum…
Kapat gözlerini ve bana bak….
 Ben diye ne varsa gördüğün, işte o senin yokluğun… Söyle, sana neyi anlatayım?
 Sabaha karşı çalan telefonumun ucunda, "ne olur bana hayattan daha kötü davran" diye sayıklayan o kırgın,o kendine çarpan sesini mi?
Yüzünde yara izleriyle gelirdin bana… Vücudunun her yeri morluklar içinde gelirdin…
O solgun, o savrulmuş teninde açan mor renkli kötücül çiçeklerle ağlatırdın beni…
 Hayal kırıklıklarıyla örselenmiş ruhunu,acı bir sevdanın gölgelediği gözlerini alır gelirdin… Ben sana tutkundum, sense vücudundaki o morluklara…
Öfkeni değil, yaşadığın kırgınlığı anlatırdın bana…O hep çok uzağımdaki, yüzü bir başkasına dönük aşkını anlatırdın…Dehşetle izlerdim seni…
 Bir annenin karşılıksız şefkatiyle dinlerdim, tek söz etmeden….
Sarardım yaralarını; o morlukların ve yara izlerinin acısını dudaklarımla alır kalbimin yokluğunla kanayan, karanlık odalarında saklar; elinin, kokunun ve soluğunun değdiği herşey gibi onları da biriktirirdim…
Ve sonra giderdin….
Beni, ay ışığının rutubet kokulu duvarlarıma vurduğu, tek odalı sensizliğimde,aşkımla, deliliğimle, bu hayata hep yabancı ruhumla bir başına bırakır;masanın üzerinde senin için bıraktığım o tek sigarayı yakar ve giderdin…
Hep giderdin…
 Şimdi benden sana hayattan daha kötü davranmamı istiyorsun…
Sırf sana, seçimlerine ve hayatına duyduğu saygıdan,neden biraz olsun da kendine merhamet duymuyorsun, diyerek seni koruma hakkını bile kendinde göremeyen o yaralı ruhumdan sana kötü davranmasını istiyorsun…
 Her gece sen diye koynunda uyuduğum ölümün o soğuk nefesi gözlerimi kapatmadan önce, artık şahidi olamadığım hayatının vücudunda bıraktığı o yaraları, morlukları, savruluşları iyileştirmesi için, seçimlerinle mutlu olman için Tanrı'ya dualar eden benden, sana kötü davranmamı istiyorsun, öyle mi…. Şimdi burda değilsin…
Ama beni duyabiliyorsun, biliyorum…
Kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur…
Bunu sana ancak bir kez söylemeye cesaretim var: Aşk, hala yüzünde taşıdığın, o derin, o bir türlü iyileşmeyen yara izi değildir sevgili…
O iz hırstır… O iz bencilliktir… O iz sana değil, kendine tapan bir ihtirastır… O iz senin o sonsuz ve hep kendini kanatan merhametin gibi değil…
O iz sen gibi değil sevgili…
Sen hep sana hayat kadar kötü davrananları sevdin… Sakın benden de bunu isteme n'olur…
 Yapamam…
 Sen beni hiç tanımadığım bir kentin, tek odalı ve rutubet kokan bir evinde,aşkıma ve ölümüme bıraktın…
Beni soluksuz, umutsuz, sensiz bıraktın…
Benim o kırılgan öfkem yalnızca kendi yüreğimi kanattı; senin yüzündeki o kutsal, ama o artık durmadan kanayan ışığı değil…
İsyanlarımın çığlığı bu kimsesiz ömrüme saplandı hep, senin özgürlüğüne değil…Fırtınalarında sürüklendi aşkımız… Korkularının, yaralı geçmişinin, savruk benliğinin dalgalarında beni kaybedip kaybedip sonra yeniden buldun…
 Seni hep uzaklara çağıran o yalnızlık rüzgarının alabora ettiği parçalanmış düşlerimi yeniden topladım sensizlik sürgünlerimde…
Kanayan sevdamı, vurgunu olduğum yüzündeki o kutsal ışıkla sardım…
Sığındığım bu huzurun bedelini hayatımla ödedim hep…Bilmediğim yollardan geçtim, kanatarak kendimi… Ve şimdi sorular cevaplarını buldu…
 Sükunetin ve güvenin o bilge dinginliğinde süzülüyor aşkım…
Artık, biliyorsun ki, sevgimin inadı hiç kırılmayacak…
Yüzümde gördüğün, o bu dünyaya ait olmayan iyilik ve en zor anlarımda ortaya çıktığını söylediğin o "yasadışı gülümseyiş" bir kez olsun sönmeyecek…
Benim sonsuzluk meleğim....
 Affet ama, bedeli ebedi sensizlik olsa da,sana hayattan daha kötü davranmayacağım… Günlerdir sana yeniden yazmamı istiyorsun benden…"
 Sana neyi anlatayım…
 Her sarnıç küflü bir yağmuru, Her sevda bir ayrılığı yaşar...

Tarih: 23:04, 6/10/2006
Ne yazılmıs bakalım (yok) | E hadı sende bı seyler yaz | Bağlantı
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler Güle Güle

<- | Sonraki Sayfa ->